Afrotürkler görünür olmak istiyor

Türkiye’de yaşayan Afrika kökenli Türkler toplumda ayrımcılığa uğramaktan şikayetçi. Uzmanlara göre çocuklar dalga geçilir diye okula gitmiyor, birçok Afrikalı Türk aşağılanma korkusuyla sosyalleşemiyor.

Taksim’deki Galatasaray Lisesi’nin önü, Cumartesi öğleden sonra renkli görüntülere sahne oldu. Afrikalı Türkler’e yönelik toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla bir araya gelen siyahi genç ve çocukların geleneksel dans ve müzikleri eşliğinde yaptıkları gösteri büyük ilgi gördü.
Gösteri sonrasında Afrotürk Derneği’nin düzenlediği panelde Türkiye’de yaşayan Afrika kökenli Türkler’in durumuna ilişkin çarpıcı görüşlere yer verildi.

ÖZETLE

Afrotürkler görünür olmak istiyor
Ayrımcılık yapılmasın diyorlar
Toplumsal yüzleşmeden yanalar

Türkiye’de ilk çalışma

Moderatörlüğünü kendisi de Afrika kökenli olan gazeteci Alev Karakartal’ın yaptığı panelde ilk sözü Ege Üniversitesi’nden sosyolog Abdulkadir Özkan aldı. Özkan, özellikle İzmir civarında toplanan Afrotürkler’in sosyo ekonomik yapısını inceledikleri saha çalışmasını aktardı. Özkan, “Afrotürkler, ülkemizde çoğunlukla ‘Arap’ olarak algılanıyor. Görüşme yapmaya çalıştıklarımızdan çoğu konuşmaya çekiniyordu. Mesela Fatma adlı bir kadın bir eliyle diğer elini göstererek ‘Allah sürmüş bir leke ne yapalım?’ diyerek kaderine boyun eğer gibiydi” dedi.

Evlenerek beyazlaşmak istiyorlar

Konuştukları 28 kişiden biri olan 25 yaşındaki Eylem’in, sadece bir tam gün gerçek bir Afrikalı gibi yaşayıp, yiyip içmek istediğini söylediğini vurgulayan Özkan şöyle devam etti:

“Afrotürk çocuklar okula dalga geçilme korkusuyla gitmiyor. Çoğunlukla genç kadınlarsa beyaz erkeklerle evlenmek istiyorlar. Konuştuğumuz Esin, ilk eşinden boşandıktan sonra Ahmet adlı Türk’ün üçüncü eşi olmayı kabul etmiş. Zaman içinde eşi onunla birlikte sosyal ortamlarda görünmek istememiş. Laf atılır, aşağılanır korkusuyla düğün gibi, etkinlik gibi ortamlara katılamıyorlar. Seda, Balıkesir’de yaşıyor. Bir gün otobüse bindiğinde bir kadın çocuğunun gözlerini kapatıp ‘Bismillah’ diyerek korktuğunu gösteriyor.”

‘Türkiye kör politikası uyguluyor’

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ulaş Karan da Türkiye’nin Afrotürkler de dahil diğer etnik gruplara yönelik körlük politikasını uyguladığını vurguladı. Karan, “Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa’nın da uyguladığı aynı yöntemle bu insanlara ayrımcılık yapılmaması için bu  politikayı güttü. Resmiyette onlar zarar görmesin diye kaç kişi olduklarına, nerede, nasıl, hangi koşullarda yaşadıklarına dair kayıtlar tutulmadı. Ancak gayri resmi olarak devlet bu kayıtları tuttu. Bunu da son olarak bir memurun etnik kökene göre soy kod uygulaması yapıldığını, tüm kişisel bilgilerinin tutulduğunu ağzından kaçırmasıyla anlıyoruz. Burada vurgulamamazı gereken şey devletin bu insanların asla bir ayrıma tabi tutulmadan eşit vatandaş statüsünde yaşamalarını sağlama amacını gütmesidir” dedi.

Türkiye, İtalya’ya benziyor

Afrotürk Derneği Başkanı Mustafa Olpak ile İtalyan gazeteci Beatrice Nglalula Kaputakapua, ayrımcılığa son verilmesini istedi.

Üçüncü konuşmacı ise İtalya pasaportu taşıyan ve bu ülkede gazetecilik yapan Beatrice Nglalula Kaputakapua oldu. Kaputakapua, 13 ülkede Afro kökenlilerin yaşam tarzlarını ve sorunlarını anlatan bir belgesel hazırladıklarını belirterek, “Dünyanın her yerinde ayrımcılığa tabi tutuluyoruz. Malesef durum böyle, yapmamız gereken şeyse haklarımızı sonuna kadar savunmak…Ben İtalya doğumluyum ama orada dolaşırken beni turist sanıyorlar. İtalyanca’yı çok iyi konuştuğumu görünce de inanamıyorlar. Bu anlamda Türkiye ve İtalya birbirine benziyor” dedi.

‘Burdur’da köle mezarlığı var’

Afrotürk Derneği Başkanı Mustafa Olpak, derneklerini Kasım 2006’da Ayvalık’ta kurduklarını ama kısa bir süre sonra binalarının yakıldığını iddia etti. Olpak, Osmanlı döneminde Afrika’dan getirilen erkek çocuklarının cinsel organlarının kesilip sarayda hizmetkar olarak kullanıldıklarını öne sürdü. Olpak, “Denizli’de genç kızlarımızı, zengin ailelerinin erkek çocukları tecrübe kazansın diye eğreti gelin yaptılar. Evlatlık diye aldıkları insanların büyük çoğunluğunu okutmadılar, mirastan mahrum bıraktılar. Türkiye’nin o yüzden toplumsal yüzleşmeye cesareti yok” dedi.
Daha 1960’lara kadar yine ‘evlatlık’ yöntemiyle köleliğin Türkiye’de devam ettiğini savunan Olpak özetle şöyle devam etti: “Burdur’da köle mezarlığı var. Biz Ege Üniversitesi’nin katkılarıyla yaptığımız bu saha çalışmasında birçok insan renginden utanıp, röportaj vermek istemedi.” dedi.

Murat Eğilmez,aljazeere.com.tr, 26.04.2014